bu tür karşılaştırmalarda yaşanan tartışmaların sonu gelmeyeceğini düşünürüm hep. her iki edebiyat dünyasında da sağlam yazarlar var ve bunları tek tek saymaya gerek bile yok. burada dokunmak istediğim kısım her edebiyatın bulunduğu coğrafya ve sistem içinde yeşerdiğidir ki yazar-toplum-devlet üçgenindeki ahenk o ülke edebiyatının bir nevi devamlılığını sağlar.

bu anlamda amerikan ve rus edebiyatının yazar isimleri üzerinden değerlendirilmesi değil aksine her iki ülkenin iç dinamikleri üzerinden değerlendirilmesi üzerine john steinbeck'in açıklamaları tam da hissettiklerimi yansıtan cinsten olduğunu düşünüyorum. illa bir seçim yapmam gerekecekse de rus edebiyatının çok daha iyi olduğunu belirtmek isterim. en azından kendime çok daha yakın hissediyorum.

şöyle açıklıyor amerikalı yazar:

“amerikalılar ve sovyetler arasındaki fark diğer her şeyin dışında, yalnızca yazarlara karşı değil, yazarların da kendi sistemlerine karşı tutumunda olduğu kadar belirgin değildir. çünkü sovyetler birliği'nde yazarın görevi, sovyet sistemini cesaretlendirmek, kutlamak, açıklamak ve her şekilde ileriye taşımaktır. oysa amerika'da ve ingiltere'de iyi bir yazar toplumun bekçi köpeğidir. onun işi, kendi sisteminin aptallığını hicvetmek, adaletsizliklerine saldırmak, kusurlarını damgalamaktır. işte bu yüzden amerika'da ne toplum ne de hükümet yazarlara pek düşkün değildir. iki ülke edebiyatı birbirlerine tamamen zıt yaklaşımlardır.''

john steinbeck