lacan gibi 20.yy'ın en önemli fransız psikanilsitini anlamak için onu oluşturan parçalara tek tek bakmak daha doğru olacaktır ki devamında psikanalizme ve diğer disiplinlere kattığı değerler çok daha iyi anlaşılır seviyeye gelecektir. mübalağasız söyleyebilirim ki lacan'ın etkisi özellikle edebi eleştiri, film teorileri, sanat tarihi ve teorisi, felsefe, dil bilimi ve hatta sosyal ve politik düşünce alanlarında dahi hissedilir.

öncelikle lacan orta üst sınıf bir aileden gelmektedir ve katı katolik eğitimler almasına rağmen sıkı bir spinoza takipçisidir. öyle ki gençliğinde odasının duvarlarını spinoza öğretileri ile doldurmuştur. örneğin abisi bir rahip olmasına rağmen lacan'ın aileden gelen dini öğretilere karşı tam anlamıyla ters psikolojisi onu felsefeye ve matematiğe aşırı ilgili yapar ve tabii ki spinoza'dan ciddi derecede etkilenmesi ateizme yönelmesinin temel faktörleri olarak nitelendirilebilir.

aslında bu kendi seçtiği yaşam felsefesinin ileride lacan'ın psikanaliz için büyük tutkular beslemesine önayak olduğunu söyleyebiliriz. öyle ki bulunduğu dönemin en güçlü yapısının katolik kilisesi olduğunu düşünürsek; lacan, toplumu kilise bağlamında içinde bulundukları hatalarından kurtarmak gibi bir ideası vardı. gelecekte psikanalizin yaygın ve normal olacağına, insanların düşünme şekillerinde kökleşmiş, sıradan yaşamın bir parçası olacağına da inanıyordu.
lacan'ın tıp fakültesinde psikanalizme yönelimi bilindiği gibi psikozla başlıyor ki devamında freud'un yazıları doğrultusunda gelişiyor fakat lacan sadece bununla yetinmez; freud'un yazılarını heidegger ve hegel gibi iki önemli felsefecinin görüşlerinin yanı sıra saussure'nin dilbilimi, claude levi-strauss'un antropolojisi ışığında harmanlayarak freud'un teorilerini külliyatı geniş felsefik altyapısı ile tutarlı ve kapsamlı bir şekilde yeniden yorumlamıştır. hani psikanalist filozof denmesinin bir sebebi de budur zaten.

bakıyoruz ki devamında teorilerine yine hakim olduğu biyoloji, matematik, fizik gibi pozitif bilimleri destekleyen disiplinleri ekleyerek psikanalizmi hiç olmadığı kadar analitik düşünce etrafında şekillendirir. bu yüzdendir ki fikirlerini genellikle matematiksel denklemler ve diyagramlar yardımı ile aktarır. esasen lacan diyagramları incelendiğinde birçok karmaşık durumun çok daha derlitoplu olduğunu söyleyebilirim. tabii sayısal ifadelere alerjisi olan kişilerin çok da hoşlanacağı şeyler değil açıkçası.

lacan'ın bir de sanatsal yönüne bakalım ki bu konuda da çok aktif birisidir. lacan, tıbbın haricinde sanat ve edebiyata da meraklı birisidir. 1930'larda o zamanlar paris'te bulunan yazar ve sanatçılarla özellikle tanışma gereği hissetti. zaten freud ile ilgileniyorsanız bilinçdışını en iyi yansıtan sürrealizme de bulaşmış olursunuz.
buradan hareketle lacan, resimlerinde rüyalardaki bilinçdışının ifadelerini gördüğü salvador dali ile arkadaş oldu. bu hareketlilikte pablo picasso'nun kişisel doktorluğunu dahi yaptı. görsel'de en solda kalan lacan'ın, sartre, camus, simone de beauvoir ve picasso ile olan fotoğrafını görebilirsiniz.

hani medyatiktir, kadınların ilgisi hoşuna gider ve göz önünde bulunmayı sever fakat bunların altında yatan sebeplerden biri de bulunduğu entelektüel ortamlarda sürekli kendine psikanaliz ile ilgili malzeme toplamasıdır. bu sanatsal, edebi ve felsefi merakı neticesinde teorilerinde başka türlü açıklanamayan şeyleri açıklamak için genellikle analojilerden yararlanırken freud'u takip etmeye devam eder ve bu nedenledir ki lacan psikanalizinin genel olarak edebiyat ve sanatla bazı benzer özellikleri paylaştığını görebiliriz.

örneğin, lacan'a göre edebiyat ve psikanaliz, aynı amaçlara sahip iki farklı söylem türüdür. yani, bilginin, gücün ve toplumsallığın söylemsel boyutunu bilinçdışı yöntemlerle ortaya çıkarmak aslında lacan'a göre aynı şeylerdir.

işte lacan, tüm bunların ve daha fazlasının birleşimi gibidir. lacan, psikanalizi hayatımızın daha büyük bir parçası haline getirmeye çalışmak için sürekli olarak yeni ve genellikle alışılmadık yöntemleri test etti. bunları yapmasının nedeni de günümüz dünyasında insan olmanın muammalarını ortadan kaldırmak fikriydi. müşterilerine hasta demedi, çünkü onların kendilerini hasta ya da sıradışı olarak görmelerini istemiyordu ki psikanalize gelmelerinin tek niteliği lacan'a göre insan olmalarıydı.