robert bresson'un mouchette'i, hayatı ıssızlık ve vahşete saplanmış, yabancılaşmış bir genç kızın yürek burkan hikayesinde, o kadar çarpıcı bir şekilde seyirciye aktarılır ki bu hiçbir zaman tanık olmadığımız türden bir trajedidir. cahil ve ön yargılı bir toplumun bir insanın hayatında nelere yol açabileceğinin hikayesidir. ve tabii ki bresson'un dehasıyla süslediği adeta 19.yy rusya'sında geçen bir hikayeye fransa'nın kırsallarında tanık olmak gerçekten paha biçilemez bir seyir zevkidir.

ve bresson, filmi için şunu söyler: ''mouchette, bizlere sefalet ve zulmün kanıtlarını sunuyor.''

--- spoiler ---

henüz 14'ünde genç bir kız çocuğu olan mouchette, küçük yaşına rağmen hasta annesi ve minik kardeşinin bakımını üstlenmek zorunda kalmıştır. bir yandan fakirlik ve dışlanmışlıkla boğuşurken girmek zorunda kaldığı yetişkin dünyasında, çocukluğunun saflığıyla sevgi ve güven arayışı uğradığı tecavüzle yerle bir olur. toplumun kendisine bir kaltak muamelesi yapması neticesinde de huzuru intiharda bulur mouchette.

bresson, küçük kızın intihara sürüklenen sürecinde toplumun bir insan üzerinde iyilik konusunda organize olduğu kadar kötülük konusunda da müthiş bir yapılanma içinde olduğunu gösterir bizlere.
esasında bresson, insanların içindeki kötülüğün bizi öldürebileceğini görmemizi istiyor. gerçekten de düşününce şu yaşadığımız hayatta herhangi birimize karşı toplumun kötülük dayanışmasından intihar edebileceğimiz gerçeği çok olası değil mi? ve yine bresson filmiyle ilgili; : "ilginç bulduğum şey, bir çocuğu, bir genç kızı toplum nezdinde korkunç derecede kaba, hatta çirkin bir duruma sokmak ve nasıl tepki verdiğini görmek."

evet gerçekten de tüm kasaba mouchette'nin üzerinde bir kötülük dayanışması içerisindedir.

-sınıfında öğretmeni tarafından şarkı söylemediği için tartaklanması
-akran kız arkadaşları tarafından dışlanması
-yine akran erkek arkadaşları tarafından cinsel tacize uğraması
-babası tarafından sürekli aşağılanması
-tecavüze uğraması
-tecavüze uğradığı halde kasaba halkının onu bir kaltak olarak görmesi

ve bence son olarak intiharından hemen önce kasaba sakini kadının ona söyledikleri mouchette'nin bu hayattan el birliğiyle toplum tarafından sürüldüğünün en net tanımıdır;

kadın: ölümü severim, anlarım ölüleri. gerçekten korkardım ölülerden şimdiyse onlarla yürüyorum, cevap veriyorlar fısıltılar içinde. hiç ölümü düşündün mü? hayal mi ediyorsun? kalbin uykuda sakın uyandırma hala vakti var.

mouchette: yaşlı bir cadı gibisin.

kadın: bu senin kendi iyiliğin için ama sen kötüsün. sadece anlamıyorsun. gözlerinden kötülük okunuyor.

bu konuşmadan sonra mouchette ormanlık alandan geçerken iki avcının tavşan avladıklarını görür. tavşan iki avcı tarafından sürekli ateş altında tutulmaktadır ve mouchette olayı dikkatle izlemektedir. tavşanın ölümü bir anlamda mouchette'yi simgeler. mouchette'nin de etrafı kasaba halkı tarafından sarılmıştır ve ölümünün nihai sonuç olacağını artık orada anlamıştır.

bir kız çocuğunun yaşadığı köyde çarpıcı ama melankolik bir umut portresi olan bu şaheser film, çaresizce insanlığın sevgi ve merhametini arayan mouchette'nin hikayesidir.