bu muhteşem dostoyevski klasiğini 14 yıl önce henüz 20'li yaşlarımın başında tıpkı raskolnikov gibi üniversite çağlarımda ve de tesadüftür ki o dönemler ablamın yapmaya hazırlandığı evliliğine hissettiğim soğuk duygularımın hapsinde okumuştum.

eniştem olacak beyefendiyi tanıyordum ve fazlaca sohbetimiz olmamasına rağmen tavırları hiç ama hiç hoşuma gitmiyordu. dostoyevski'nin tabiriyle ''pes perdeden takındığı tavırlar'' adeta zihnimde nefret paratonerleri kurmuştu. evet bu evliliğe karşıydım hatta ablamı da bu yönde ciddi sıkıştırıyordum.

tabii bu yaşadıklarımla paralel romandaki lujin karakterinin etkisinde kalmamın tesiriyle daha da bir gaza gelmiştim. sürekli bu meseleyi düşünüyor, düşündükçe de zihnim allak bullak oluyordu. sürekli bir kendimle hesaplaşma içindeydim. velhasıl evlilik oldu ve bitti. aslına bakarsanız eniştemi tanımaya başladıkça sevmeye başladım ki hatta çok iyi bir insan olduğuna kanaat getirdim. şimdi ise mutlu evlilikleri sorunsuz devam ediyor.

daha sonra düşündüğümde önceleri enişteme duyduğum nefretin sebebinin tamamen kıskançlık olduğunu farkettim. ablam ile aramızda çok yaş farkı yoktur ki o benim evde arkadaşım, sırdaşımdı ve onun evden gidişini kabul edemiyordum. gençliğin de verdiği heyecanla haddim olmayacak şekilde bu evliliğe yaptığım itirazlardan ise sonraları çok ama çok utanç duydum.
neyse efendim yıl oldu 2021 ve bazı sebeplerden dolayı romanı tekrar okumaya karar verdim. kitabı bitirdiğimde detaylı bir analizini yapacağım fakat şimdilik kitapta dostoyevski'nin lujin karakterinin tasvirini sizlerle paylaşmak istiyorum. bana göre kitaptaki en can alıcı ve bir insanın ruhunun en derinliklerinin çarşaf çarşaf serildiği satırlardır bunlar.

pyotr petroviç(lujin) öfkeden çarpılmış bembeyaz bir yüzle birkaç saniye raskolnikov'un yüzüne baktı, sonra dönüp çıkıp gitti. yüreğinde raskolnikov'a karşı, dünyada pek az insanın birbirine duyabileceği bir kin ve nefret vardı. her şeyin, ama her şeyin suçlusu raskolnikov'du. işin en ilginç yanı da lujin'in merdivenlerden inerken, belki de her şeyin daha yitirilmemiş olduğunu, hele kadınlarla ilgili durumun ''pekala'' düzeltilebilir olduğunu düşünmesiydi.

işin en önemli yanı ise lujin'in, son ana kadar böyle bir sonu beklemiyor olmasıydı. iki savunmasız ve yoksul kadının buyruklarına karşı gelebileceklerini bir olasılık olarak bile aklına getirmediğinden, son ana kadar onlara küstahça davranmaya devam etmişti. onda böyle bir inancın yer etmesinin başlıca nedeni, kibirliliği ve kendini beğenmişlik derecesine varan kendine güvendi.
hiçten var olan pyotr petroviç hastalıklı denebilecek bir biçimde kendine hayrandı; akıl ve yeteneklerine büyük değer verir, bazen yalnızken aynada hayranlıkla yüzünü seyrederdi. ancak hayatta en sevdiği şey, emeğiyle ve her türlü yolla kazandığı paralarıydı: bu paralar kendinden yüksek olan her şeye ve herkese erişmesini sağlıyordu.

dunya kendisi için düpedüz vazgeçilmez bir şeydi, ondan vazgeçmesi düşünülemezdi bile. ne zamandır hep evlilik hayalleri kurardı; ama işte bunca yıldır para biriktirmiş ve beklemişti. evleneceği kızla ilgili olarak yüreğinin derinlerinde bulunan büyük gizine esrikliğe benzer büyük bir coşkuyla bağlanmıştı: evleneceği kız dürüst, yoksul (kesinkes yoksul), çok genç, çok güzel, soylu, okumuş olacaktı; aynı zamanda hayatta çok çekmiş, ürkek, onun karşısında hep boynu bükük olmalıydı bu kız; ona saygı göstermeli, yaşadığı sürece onu kurtarıcısı olarak görüp, ona minnet duymalı, yine ona, ama yalnızca ona hayran olmalıydı.

işten zaman bulup da dinlenebildiği anlarda hayalinde bu gönül ayartıcı, bu çekici konu üzerinden ne sahneler yaratmıştı! işte onca yılın hayali gerçekleşmek üzereydi: avdotya romanovna'nın güzelliği, kültürü büyülemişti kendisini; hele kızcağızın içinde bulunduğu umarsız durum büsbütün coşturmuştu. hatta düşlediğinden de fazlası vardı dunya'da: kız gururlu, karakterli, erdemliydi; eğitim ve öğretim bakımından kendisinden bile üstündü (bunu hissediyordu).

işte böyle bir yaratık, yaptıkları için ona derin bir minnet duyacak, hayatı boyunca önünde kul köle olacaktı. ona gelince, kızın üzerinden sınırsız ve kesin bir egemenlik kuracaktı!..

--- spoiler ---

fyodor mihailoviç dostoyevski
Suç ve Ceza, Rus yazar Fyodor Dostoyevski tarafından yazılan romandır. İlk olarak 1866 yılı boyunca edebiyat dergisi Rus Habercisi'nde on iki ayda yayımlandı. Daha sonra tek cilt olarak yayımlandı