the prestige defalarca kez izlediğim ve çok ama çok sevdiğim bir filmdir. filmde iki sihirbaz arasında inanılmaz bir rekabet vardır ve bu eski dostlar birbirlerinin sırlarını ortaya çıkarabilmek için her yolu denemektedirler. filmin ortalarına doğru robert angier ezeli rakibi alfred borden'in günlüğünü ele geçirir ve günlüğünü okurken robert angier'ın iç sesini duyarız. iç ses şöyle diyordu;

“mutluluğu gördüm, benim olması gereken mutluluğu ama yanılmışım. günlüğü o kıskandığım hayata hiçbir zaman sahip olmadığını gösteriyor. hayatın bir anında ailesiyle olmaya can atan, diğer anında şikayetçi, özgürlük isteyen bir adam. zihni tamamiyle ikiye bölünmüş. ruh huzursuz, uçarı ve tutarsız karakteri altında ezilen bir eş ve evlat.”

evli olduğum dönemde bu iç ses sanki benim için söylenmiş gibiydi. zihnim resmen ikiye bölünmüş durumdaydı. günlük hayatımda bir maskenin altında iyi bir baba, iyi bir eş gibi gözükürken; iç dünyam huzursuz, şikayetçi ve özgürlük isteyen bir adama ait ve ne zaman o sahte maskeyi çıkarıp kendimi yaşamaya başlayacağım diyen bir adam.

bu iç ses eminim evlilerin birçoğuna uğruyordur...