ingmar bergman'ın vargtimmen'i yani dilimizdeki karşılığı ile ''kurt saati'' efsaneye göre, gece yarısı ile şafak arasındaki zamandır. en çok ölümün ve en korkunç kabusların meydana geldiği bu kurt saatinde; çoğu insanın öldüğü, uykunun en derin olduğu, kabusların daha gerçek olduğu anlar yaşanır. hayaletlerin ve iblislerin en güçlü olduğu, uykusuzların en derin korkularına musallat olduğu saattir.

filmde max von sydow ve liv ullmann'ın güçlü performanslarıyla bergman, sanatçının ızdırabı ve yaratıcılığın doğası üzerine bir çalışmayı sürrealizm ile gotik korkunun tüyler ürpertici bir karışımına dönüştürür. esasen film bergman'ın otobiyografik bir yansıması gibidir. kendisi gibi bir sanatçı olan filmdeki erkek karakterin ıssız bir adada sanatçı karakterinin yaratıcılığında yaşadığı hayal kırıklığı, sadakatsizlik, aşağılama, yasak cinsel dürtüler, varoluşsal kaygı temaları eşliğinde felsefi, ürkütücü ve anlaşılmaz sahneler bizlere bergman hakkında ipuçları verir.

baktığımız zaman filmdeki ressam johan borg karakterini canlandıran max von sydow aracılığıyla bergman, bir sanatçı olarak kendi kaygı ve izolasyon duygularının yanı sıra toplumla olan zayıf ilişkisini ele alır. diğer taraftan bergman'ın ullmann ile yaşadığı ilişki de enteresandır. bergman ve ullmann, persona'nın yapımı sırasında bir ilişki yaşarlar ve ullmann, bergman'ın çocuğuna hamile kalır. ullmann, bergman'la (ki bergman o sıralar hala konser piyanisti kabi laretei ile evlidir) birlikte yaşamak için farö adasına taşınmak istemez ve bergman, ullmann'a vargtimmen filminin senaryosunu gönderene ve onu farö'ye gelmesi noktasında ikna edene kadar oslo'da kalır. film tamamlanmadan da ullmann çocuğu doğuruyor zaten.

iki duruma baktığımız zaman bergman, her iki karakter açısından da kendi hayatında yaşadığı ızdırabı ve pişmanlıkları seyirciye yansıtır. bergman başlangıçta filmi vizyona girdiği 1968 yılından birkaç yıl önce yapmayı planladı ancak o dönemler zatürreye yakalandığından senaryoyu rafa kaldırmak zorunda kaldı. daha sonra, 1966'da persona filminden sonra farö adasında inzivada yaşarken filmle ilgili fikirler zihninde tekrar canlandı. bergman bununla ilgili şunu söyler; ''zihnimdeki iblisler yanıma gelerek beni sürekli uyandırdılar ve benimle hiç olmadığı kadar çok konuşmaya başladılar." bu yaşadıklarından sonra vargtimmen filminin de ana hatları ortaya çıkıyor haliyle.