Ölüm, ince bir fısıltıyla geçiyor kulaklarımın ardından,
Ürperiyorum.
Şekilsiz bir fısıltı bu,
Kara ve ıslak kamçısıyla vuruyor etlerimize;
Üfleyip soğutuyor, üfleyip acıtıyor,
Kendi çelişkisinde sarıyor ruhlarımızı,
Kederin karanlık kefenine...
Gidenler, gölgelerini elleriyle toplayıp,
Şenlikli bir hüzünle çekip gidenler.
Kıvrılıp kalıyorlar kalbimin en tenha yerinde
Şehir çığlıkla söylüyor, ölümün şarkısını...
Minarelerden yükseliyor dualarıyla güvercinler..
bildik bir nefes bekledim,
düşlerime en büyülüsünden gözler ekledim,
seni sevdim sadece seni sevdim,

aklımı kaçırdım kendimi yine gülüşlerini izlerken buldum,
bambaşka düşünceler bulutlarının içinde yine kayboldum,
seni umdum,
senin için deli oldum,
seni sevdim sadece seni sevdim,


canıma dokundu sessizce geçtin önümden,
konuştun bir şeyler söyledin kırdın yine yeniden,
olması gereken aslında buydu zaten,
seni sevdim sadece seni sevdim,

yandım belkide küllerimin içinde kayboldum ,
ne yapsam bilemedim kahroldum,
canımı atamadım yine sarhoş oldum,
seni sevdim sadece seni sevdim..
başka biri olacaksın istemesen de
tenine başka bir ten dokunduğunda
gövden buluştuğunda başka bir gövdeyle
başka bir nefesle karıştğında nefesin

başka biri olacaksın istemesen de
gece uykunda ya da gün ortasında
irkileceksin apansız bir duyguyla
bir uçurum kıyısında sendelemiş gibi

başka biri olacaksın istemesen de
bakışlarımın izini taşıyan giysilerin
tüketecek ömürlerini birer birer
değişecek yeri bir dolabın,pencerede bir çiçeğin

başka biri olacaksın istemesen de
dudaklarında benden sonraki bir çizgi
tanımadığım bir ton gülüşünde
ve artık beni unutmaya başlayan gözlerin.
Mevsim
Neyse artık üşümüyorum en azından;
Yaz geldi kuzey yarım küreye.
Hep yazdığım o güzel günlerin;
Parlak güneşin yeşilliklerin olduğu,
Günler geldi artık.
Her yer cıvıl cıvıl
Ne yalan söylim!
Bende öyleyim.

Kalbimse bildiğin gibi
Aynı hiç değişmedi senden beri.
Hani hüzün keder diye yazdığım;
Sonbahar, kış
Hep iğnelediğim,
Aslında en sevdiklerim.
uzanıp yatıvermiş, sere serpe;
entarisi sıyrılmış hafiften;
kolunu kaldırmış, koltuğu görünüyor;
bir eliyle de göğsünü tutmuş.
içinde kötülüğü yok, biliyorum;
yok, benim de yok ama...
olmaz ki!
böyle de yatılmaz ki!

- orhan veli kanık
Bir mısradır şimdi dudaklarım
Yanaklarından süzülen gözyaşlarına
Dur demek için yazılmış bir şiir gibi
Aşkın yok oluşunda
Küllerimiz kalmış
Yanmışız ikimiz de
Bilmem ki nasıl anlatsam;
Nasıl, nasıl size derdimi!
Bir dert ki yürekler acısı,
Bir dert ki düşman başına,
gönül yarası desem..
değil!
Ekmek parası desem..
değil!
Bir dert ki..
Dayanılır şey değil.
********************
(b:la vie est brève
un peu de rêve
un peu d\'amour
et puis, bonjour

la vie est vaine
un peu de peine
un peu d\'espoir
et puis, bonsoir)

----- türkçesi -----

hayat kısacık...
biraz hayâl,
biraz sevgi...
derken, merhaba.

hayat boş...
biraz ıstırap,
biraz umut...
derken, elveda.
Bundan daha güzel müjde mi olur?
Merhaba diyorsun telefonda sen,
Sen ki konuşursun derdim mi kalır?
Nasılsın diyorsun telefonda sen...

Bu gece misketi çaldırmaz mıyım,
Başkenti ayağa kaldırmaz mıyım,
Sesini duyup da çıldırmaz mıyım!
Delisin, diyorsun telefonda sen...

Sağlığını düşün herşeyden önce,
Kendine iyi bak içme her gece
Seni Seviyorum, hem de delice!
Bilesin, diyorsun telefonda sen...
Kim demiş haram nedir bilmez Hayyam?
Ben haramı helali karıştırmam:
Seninle içilen şarap helaldir,
Sensiz içtiğimiz su bile haram