gerçek bir entelektüel, 70'li yıllarda ortaya çıkan yeni alman sinemasının herzog, fassbinder ve schlöndorff ile birlikte öncü liderlerinden ki haliyle çağdaş alman sinemasının esas fularlı yönetmeni ve belki de en önemlisi wenders , yol filmlerinin unutulmaz yönetmenidir. wenders denince hep aklıma hani yavuz turgul'un yönettiği şener şen'in de başrolünde olduğu aşk filmlerinin unutulmaz yönetmeni filmi gelir. wenders hakkında bir film yapılacaksa işte o filmin isminin ''yol filmlerinin unutulmaz yönetmeni'' olması gerektiği düşer hep aklıma, serbest çağrışım diyelim biz buna.

açılışı yol filmleri üzerinden yaptık madem buradan devam edelim. wenders'in çalışmaları amerikan filmlerinden, özellikle de 'yol filmi' türünden derinden etkilenmiştir. kendi eserleri genellikle kimliklerini ve dünyadaki yerlerini bir an için yakalama çabasıyla her zaman hareket halinde olan karakterleri içerir. ayrıca, amerikan popüler kültürüne, özellikle müziğine ve filmlerine duyulan hayranlık üzerinden wenders almanya'nın tarihini kurtarmak isteyen savaş sonrası alman nesillerini temsil ettirerek bunları beyazperdeye muhteşem bir şekilde yansıtır.

wenders, yol filmleri üçlemesinin ilk filmi olan 1974 yapımı alice in den stadten filmini çekerken, kendisini gerçekten olduğu gibi hissettiği türden bir film yapımını bulduğu için ruhsal durumunun "sudaki bir balık" olduğunu dile getirir. yol filmlerinde ekibin de karakterlerin yaşadığı yolculuğa çıkması gerektiğinden, yol filmlerinin kronolojik sırayla çekim gerektirdiğini ve bunun da anlatı özgürlüğünün bir dünyasının kapılarını açtığını şu güzel anlatımıyla detaylandırır:
''bir yol filminde a noktasından başlıyorsunuz akabinde b, c, d'ye gidiyorsunuz ve belirli bir yere varıyorsunuz. ben bunun harika olduğunu düşünüyorum, çünkü herhangi bir noktada filmin akışını değiştirmenize izin veriliyor. normal film yapımında bunu asla ama asla yapamazsınız çünkü çoğu film yapımında, genellikle filmin sonunu başından önce çekersiniz. hiçbir şeyi değiştirecek fırsatınız olmaz. bir yol filminde ise tamamen özgürsünüz. yeri gelir sağa gitmek yerine sola gidebileceğiniz manevra alanı bulursunuz. senaryoyu yazarken sahip olduğunuzdan daha iyi fikirler bulmanız için yol filmleri sizi hep cesaretlendirir."

wenders'in açıklaması yol filmleri hakkında aslında birçok şeyi aydınlatıyor ki bunun en bariz olanı; yol filmlerinin seyirci üzerinde bıraktığı o büyülü, heyecanlı ve içine çeken sıcacık atmosferinin kaynağının aslında yönetmenin senaryodaki özgürlüğünden ileri geldiğidir. baktığımızda gerçekten de yol filmlerinin en karakteristik özelliğinin seyircinin filmin sonunun nereye varacağını tahmin edemediği ve bunun sonucunda kendini hiç olmadığı kadar özgür hissettirdiği özel duygulardır.

yazının başında da belirttiğim gibi wenders bir avrupalıdır fakat amerikan kültüründen ve dolayısıyla amerikan tarzı yol filmlerinden ciddi etkilenmiştir fakat wenders'in yol filmlerinde ayrı lezzetler vardır. kendisinin bir zamanlar dediği gibi, amerika ona ''alman vatanımın darlığı ve neşesizliğinin karşı koyacağı hiçbir şey olmayan inanılmaz bir özgürlük ülkesi'' gibi görünüyordu. amerika'nın mitlerinin ve popüler kültürünün nesli üzerindeki etkisini defalarca araştırdı ve amerikan rüyası diye tabir ettiğimiz olgu için müthiş bir sosyolojik tespitte bulunur wenders:

"bir zamanlar amerikan rüyası herkesin zirveye çıkabileceği anlamına geldiyse, şimdi zirvede olanların onu kendileri için gasp ettiğini ve diğerlerinin ona ulaşmasını engellediğini görüyoruz. bu, amerika'yı yaratan fikirlere hala inananlar için üzücü, korkunç, çıldırtan bir manzara ve ben de onlardan biriyim. bu maskaralığın yeni versiyonunun adı 'amerika'yı yeniden harika yap!' güçlü ve ayrıcalıklı insanlar tarafından bir kenara atılan güçsüzlerin utanmaz bir şekilde sömürülmesidir."
wenders mealen şunu söylüyor aslında; amerikan rüyası bunu ilk gerçekleştirenler için geçerliydi fakat daha sonra öyle bir hal aldı ki bu rüyayla yanıp tutuşan küresel bir zombi ordusu yaratıldı. bu hayalle amerika'ya adım atan insanlar rüyanın aslında bir kabus olduğunun farkına vardıklarında, tekrar buna inanmaları için wenders'in de dediği gibi 'amerika'yı yeniden harika yap!' mottosu zihinlerine yerleştirildi.

neyse efendim wenders ile birlikte amerikan emperyalizmi eleştirimizi yaptıktan sonra devam edelim.

ne dedik wenders'in amerikan tarzı yol filmlerinin lezzeti farklıdır. çünkü wenders avrupa sanatını ve alman romantizmini mükemmel bir şekilde süzerek amerikan türü olan yol filmlerine bu şekilde farklı bir yön verir. die angst des tormanns beim elfmeter filmi sanat sineması çevrelerinde çığır açmıştır. yol filmleri üçlemesinin ikincisi ve üçüncüsü olan falsche bewegung ve im lauf der zeit yol filmleri olmasının dışında yabancılaşan modern hayatların birer resmidir. ve tabii ki en büyük başarılarından biri olarak kabul edilen yalnızlık, aşk, kendini arayış hakkında zamansız bir hikaye olan (1984) paris texas ve akabinde 1987'de ikinci büyük gişe başarısı olan der himmel über berlin wenders'i sinema tarihine adeta kazımıştır.