ingmar bergman'ın: ''bir film yapımcısı olarak hayatımın toplamı'' olarak tanımladığı bana göre en anlamlı filmidir. bergman bir yönetmen olarak kısmen de olsa koca bir yüzyıla bu filmi ile veda ederken, hayatının başından sonuna kadar anı ve fikir pınarlarını bu filmi ile açar bizlere.

filmi ilk izlediğimde bergman'ın daha önceki filmlerini izlemiş bir olarak yine diğer filmlerine paralel bir senaryo bekledim fakat fanny och alexander'da farklı bir şeyler vardı ki bu bergman'ın belki de daha önce sinemada denemediği bir şeydi. bir gizem oyunu, bir rüya oyunu, bir peri masalı, bir gotik masal ve 19. yüzyıl melodramının bir varyasyonunu yaratmıştı bergman.

bergman filmde, çocukluğun yaratıcı manzarasını, masumiyetin kaybını ve baskıcı otoriter figürler arasındaki yüzleşmeyi inşa eder ki esasen şaşırtıcı bir şekilde, çocuklar bergman'ın önceki çalışmalarında hiçbir zaman önemli bir rol olarak sunulmadı fakat fanny och alexander ile birlikte bergman çocukları artık merkeze alır. kendi çocukluğumda anne ve babamın anlamsız kavgalarında odama geçerek kulaklarımı tıkadığım anılarımı hatırlatır bu film sürekli bana. bu durumlardan uzaklaşmak için de ya kendimi oyunlara verirdim ya da bol renkli resimler çizerdim.
esasen bergman da kendi çocukluğunda yaşadığı travmalardan kaçışını anlatır bu filmiyle bizlere. tanrı'nın yokluğuyla işkence gören insanlar ya da romantik kalıcı ilişkilerin imkansızlık motifleri yerini çocukluğun yaratıcı ve harika manzaraları ve hayal gücüne bırakır. bergman bunu şöyle açıklar: ''oynayarak, ıstırabın üstesinden gelebilirim, gerilimi azaltabilir ve yıkıma karşı zafer kazanabilirim. sonunda, her şeye rağmen içimde taşıdığım neşeyi, işimde çok nadiren ve çok zayıf bir şekilde hayat verdiğim neşeyi göstermek istedim.''

bergman, büyü ile hayaletlerin ve yaşam ile ölümün yan yana var olduğu muazzam ve destansı bir dünya yaratır. özellikle dickens ve shakespeare'in eserlerinden ilham alan bergman, kilise ve gerçekliğin soğukluğundan geçici bir kaçış haline gelen çocukluk düşleminin yaratıcı hayal gücünü ortaya döker.

ve tabii ki bergman'ın en yakın dostlarından olan görüntü yönetmeni sven nykvist'in renkli sinematografisi mükemmel bir ahenk yaratır ki o insanın içini ısıtan renk cümbüşü gözümüzde parlar fakat asla göze batmadan seyirciyi çepeçevre sarar.